31 Aralık 2014 Çarşamba

eskiden çookk eskiden...




€skiden çok eskiden......
Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babanım bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. ....Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden, kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi........Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacası evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı.
Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırılırdık.
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında
 temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; 
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.......
.Evlerimiz var içinde yaşayan yok.
Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, 
lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.
Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye
 hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında "vale"' lerin, "bady"' lerin beklediği yerlerden 
hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, 
taksitini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk?

Biz mi istemiştik?

3 Kasım 2014 Pazartesi

hayat bu....


Hayat ßu.. ßir Dakika sonrasına Garantimiz Yok..!
Zaman herseyi alıp götürüyor ömrümüzden...
Sevdiklerimiz ßize kalmıyor sonsuza kadar 
Durup düşünmeye zaman kalmıyo ßazen 
Yitirmeden anlamıyoruz..
Neden varlıgın kıymetini anlamak için,
yokluğu tatmak gerekir.. neden sevginin değeri
sevgisiz kalınca anlasılır..?
Arkasından ağlayan olmamak için,
her fırsatta sarıl ona ..
Sonra.. geri getiremezsin çok ağlasanda..   (╯︵╰,)



Kaç yaşında olduğunun ne önemi var,
Çocukça mutlulukları bulduğun an atlamıcaksın
Yaşanmayı bekleyen, çocuksu mutluluklar var hala,
Çünkü;
Neye sahip olduğumuz değil,
neyin keyfine varabildiğimizdir mutluluk...




<< Sevgiyi  >>  çıkardığımızda
hayatımızdan geriye ne kalır ki ?
Servetimdir dediğimiz insanlar
daim olsun hayatımızda..

insanları ...



''İnsanları tanımak;
Denizleri, ßardak ßardak ßoşaltmaktan daha zordur.."
Onlar size kendilerini  anlattıkları gibi değil
Size yaşattıkları gibidirler,
Kimini erken kimini geç öğrenirsiniz
Ama öğrenirsiniz.."      (✖╭╮✖)

ama...





ßEKLE dedi vé GiTTi...
ßen ßekledim O Gelmedi...
Ölüm gibi ßisey oldu...
Ama kimse ölmedi....      



''Gideceği limanı bilmeyen gemiye 
      hiç bir rüzgardan hayır gelmez.”
                                                  『Montaigne』

Güzel bir yaklasım geriye uygulamak kalıyor tabi..  
      yaşamında fark yaratmak isteyenlere  :-)

sultan....

Sultann...   :)

iyi ki....




İyi ki geçiyorsun zaman..!!        Ya ACININ  en derinime işlediği
                ßir anda donsaydın. .?







...



Düşünceler için silgi var mıdır....? ಠ_ಠ













Düşünceler için silgi var mıdır?
Ya duygular için..?    
ßiri bunu icat etmeli...     ಠ_ಠ






5 Eylül 2014 Cuma

Tanıdığım deli kadınlara selam olsun...

 


















Nasıl bir kadın mı..??
Akıllı kadın değil deli ßir kadın tercih etmeli..
çünkü ; içi dışı ßirdir, yalanla dolanla işi olmaz. 
Her şeyi apaçık söyler. Gizlemesini de iyi bilir.
Mesela, acısını hiç ßelli etmez, kimseye kendisini acındırmaz, 
adam gibi güçlüdür, adam gibi sevmesini bilir deli kadın.

Akşam ßir yere mi gidecek ßaktı ruju mu ßitmiş hiç aldırış etmez , 

ßen ßöyle de güzelim der , kendini beğenme değildir bu kendine güvenmedir.
Deli kadın böyledir işte , kendini düşündüğü kadar da karşısındakini düşünür. 

Asla kin tutmaz, sadece sevdiğinin elinden tutar. Hiç bırakmamacasına.... 
Öyle büyük sever ki , öyle değer verir ki , bu cesaretinden dolayı 
arkadaş çevresi ;”ne yapıyorsun sen böyle, deli misin ??” derler.
Yeri gelir adam gibi adam olurlar , sevgileriyle erkeğin aklını alırlar, işte böyledirler.


Arkasına bakmaz, geçmişiyle pişman olmazlar.
ileri de pişman olacağı şeyi de asla yapmazlar.
Yeri gelir ßir gece vakti yolda yalnız başına yürürler, namus bekçilerine 

asla gerek duymazlar,kendisini korumasını bilirler....Aşk’ı arkadaşlığı ayırt edebilirler. 
Asla duygularından emin olmadan kimseye umut vermez, “umut” verdiği insana da “unut” demez onlar.

Yeri gelir öyle bir topuklu ayakkabı giyer ki yürümek mucizedir, Ama mucizenin adıdır, onlar.
bir erkeği ayakkabı gibi severler, her ne kadar da ayağını arkadan vursa, 

kendisine acı verse ,hoşuna gitti mi , sevdi mi o ayakkabıyı tüm acıyı kenara atarlar.
Tamiri asla sevmezler, kırılan ßir şey oldu mu direkt atarlar. 
Tıpkı kendilerini kıranı olduğu gibi. İşte böyledir onlar.
yalansız, cesur ve ßiraz da mert asla tahammülleri yoktur , kalplerine almazlar na’mert.
İçi dışı ßir oldukları için ßazen yanlış anlaşılsalar da ,
 hiç takmazlar .
 Çünkü , zamanla kaybetmekten aldıkları cesaretle cesur olmuşlardır öyle kadınlar
  (alıntı)