14 Ocak 2016 Perşembe

2 Ekim 2015 Cuma

unutma ....



Merhaba yalnızlık...
Diyerek başlarsın hayata ...
Ama hayat bağışlamayacaktır seni ...
Unutma...
Üstelik günlüğü yoktur hüznün ...
Hiçbir zaman da tutulmayacaktır ...
Serüvenlerin yorgun yeniği ...
Elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün...
Ya da hasta bir tanıdıktır ancak...
Hepsi o kadar...''
Unutma...
Ahmet TELLİ



















Cümlelere Yer Yok Artık Hayatımda,____//
İki kelimeyi bi araya getiremiyorumki ben......____//
.........'' Sen '' Desem;____//

Ben.... Gelemiyorum Yanına..____//
..........'' Ben '' Desem;____//
... .... Hani ? Sen Yoksun Yanımda.












Fuzuli'ye sormuşlar ...
Paylaşım yapıyoruz ama beğenmiyorlar ne yapalım..? 
Fuzuli cevap vermiş...
Beğenmeyenler zaten fuzuli salla gitsin demiş... 




......

Bazen insan ßir ayakkabı çivisi gibi ßatar kendine...
$arabıyla ßatar...Mutsuzluğuyla ßatar...
Neşesi hüznüne atar...Konuşması susmasına ßatar...
Edip Cansever



Verebileceğin en cesurca karar...
Kalbini ve ruhunu inciten şeyi bırakmandır...



Çok ßeğenilmiş bir paylaşım attiğımda...
Kendimi ikinci albümü merakla ßeklenen ..
Sanatçılar gibi hissediyorum...   :)



Tanısam çok sevebileceğim insanlar olabilir ...
Ama nasıl üşeniyorum bir bilseniz...


€n iyisiii...

Hayallerimin pesinden kosucam da...Yas geckin...
En iyisi tempolu yürüyeyim... smile ifade simgesi


26 Haziran 2015 Cuma

hayat...


Hayat maddeden ibaret değildir.madde  geçicidir.
sevgidir gerçek olan geçmişe baktığımız da kırık bir kalp bırakmamaktır



sinemagraf_sallanan_sandalye_bos

31 Aralık 2014 Çarşamba

eskiden çookk eskiden...




€skiden çok eskiden......
Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babanım bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. ....Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden, kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi........Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacası evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı.
Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırılırdık.
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında
 temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; 
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.......
.Evlerimiz var içinde yaşayan yok.
Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, 
lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.
Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye
 hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında "vale"' lerin, "bady"' lerin beklediği yerlerden 
hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, 
taksitini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk?

Biz mi istemiştik?

3 Kasım 2014 Pazartesi

hayat bu....


Hayat ßu.. ßir Dakika sonrasına Garantimiz Yok..!
Zaman herseyi alıp götürüyor ömrümüzden...
Sevdiklerimiz ßize kalmıyor sonsuza kadar 
Durup düşünmeye zaman kalmıyo ßazen 
Yitirmeden anlamıyoruz..
Neden varlıgın kıymetini anlamak için,
yokluğu tatmak gerekir.. neden sevginin değeri
sevgisiz kalınca anlasılır..?
Arkasından ağlayan olmamak için,
her fırsatta sarıl ona ..
Sonra.. geri getiremezsin çok ağlasanda..   (╯︵╰,)



Kaç yaşında olduğunun ne önemi var,
Çocukça mutlulukları bulduğun an atlamıcaksın
Yaşanmayı bekleyen, çocuksu mutluluklar var hala,
Çünkü;
Neye sahip olduğumuz değil,
neyin keyfine varabildiğimizdir mutluluk...




<< Sevgiyi  >>  çıkardığımızda
hayatımızdan geriye ne kalır ki ?
Servetimdir dediğimiz insanlar
daim olsun hayatımızda..

insanları ...



''İnsanları tanımak;
Denizleri, ßardak ßardak ßoşaltmaktan daha zordur.."
Onlar size kendilerini  anlattıkları gibi değil
Size yaşattıkları gibidirler,
Kimini erken kimini geç öğrenirsiniz
Ama öğrenirsiniz.."      (✖╭╮✖)

ama...





ßEKLE dedi vé GiTTi...
ßen ßekledim O Gelmedi...
Ölüm gibi ßisey oldu...
Ama kimse ölmedi....      



''Gideceği limanı bilmeyen gemiye 
      hiç bir rüzgardan hayır gelmez.”
                                                  『Montaigne』

Güzel bir yaklasım geriye uygulamak kalıyor tabi..  
      yaşamında fark yaratmak isteyenlere  :-)